Mübeccel Belik Kıray ve Tampon Kurum

Mübeccel Belik Kıray, sosyoloji anlayışının merkezine toplumsal değişme meselesini yerleştirmiş, değişme olgusuna eserlerinin çoğunluğunda yer vererek onu açıklamaya çalışmıştır bu nedenle değişmenin sosyoloğu olarak anılan bir sosyologdur. Kıray’ın tampon kurum ve tampon kurumu merkeze alarak yaptığı değişim süreciyle ilgili açıklamaları anlamak için öncelikle değişimi nasıl ele aldığı ve sosyoloji anlayışını bilmek gereklidir.

Kıray, sosyolojisinde pozitivist yaklaşım çerçevesinde ampirik teknikleri kullanır. Yapısal-işlevselci ve evrimi sosyoloji yaklaşımını benimsemiştir ve işlevselci yaklaşımın toplumu denge halinde kabul eden ve değişmeyi de sağlayan dengeleyici mekanizmaları kullanarak dengesinin korunmasına yönelik işlevleri üzerinden değerlendiren anlayışla ele almıştır. (Kaçmazoğlu, 2016)

Kıray toplumun hangi dinamiklerle nasıl değiştiğini merkeze alarak değişime neden olan ve değişime engel olan yapıları belirleyerek, değişim süreci neticesinde toplumsal yapının nasıl ortaya konulduğunu açıklamayı amaçlamıştır. Kıray’a göre değişme toplumsal yapılarda esas ve evrensel olan bir ilkedir. Yani değişme tüm toplumlarda görülmekle birlikte küçük ve kapalı olan toplumla hiç etkileşimi olmayan yapılarda gözlemlenmeyebilir. Kıray Türkiye’deki değişim ve yeni toplumsal yapıyı açıklamak amacıyla ülkenin farklı yerlerinde uygulamaya yönelik saha araştırmaları yapmış ve yaşanan problemlere pratik çözümler getirmeye çalışmıştır, uygulamaya yönelik diğer sosyal bilimlerle bütünleşmiş bir sosyoloji anlayışını benimsemiştir. (Kaçmazoğlu, 2016:223-224; Avcı, Aksoy, 2017:268)

Evrimci yaklaşımı benimseyen ve toplumların tam olarak aynı olmasa da benzer yasalara göre değişip ilerlediğini yani evrensel kurallar olduğunu kabul eden Kıray’a göre toplumlar gelenekselden moderne, feodaliteden kapitalizme doğru değişirler ve bu değişmelerde iç ve dış nedenler birlikte etki gösterirler. (Kaçmazoğlu, 2016:268-269) Hiçbir toplumsal değişme süreci toplumu ortadan kaldırmamaktadır çünkü değişim sürecindeki toplumlar karmaşık ve düzensiz yapıda değillerdir aksine değişmiş, değişmekte ve değişmiş bulunan yönleri tutarlı ilintiler şeklinde bir düzeni göstermektedir. (Avcı, Aksoy, 2017:268-269)

Kıray’a göre toplumsal yapı ilkel, feodal geçiş halinde, modern olması fark etmeksizin bir bütündür. Bütün aynı olmayan tempo ve hızla değişir. Toplumsal yapının ögeleri birbiriyle ilişkili olduğundan değişme de rastgele değildir. Yapıda meydana gelen değişme diğer ögeleri de etkiler. Sosyal yapı denilen işlevsel bütünlük dereceleri göreceli de olsa değişikliğe uğrar. Yani değişme toplumsal yapıda zincirleme tepkimeler halinde görülür. (Kıray, 2000)

Hızlı değişim gösteren durumlarda değişme toplumsal yapının tüm ögelerinde aynı hız, aynı zaman ve eşit derecelerde meydana gelmediği için mutlak manada geleneksel veya modern denilebilecek saf bir toplum tipi gözlenmemektedir. Yani modern toplumlarda geleneksel yapının ögelerine rastlanabileceği gibi geleneksel toplumda da modern ögelere rastlanabilir. Kıray toplumsal yapıdaki değişim hızları farklı olan ögelerin ortaya çıkardığı farklılıkları dengesizlik yani patolojik bir durum olarak değerlendirmiştir bu durumun çözümlenmesine dair de tampon kurum veya mekanizma olarak isimlendirdiği bir kavramı kullanmıştır. (Avcı, Aksoy, 2017:271) Kıray’a göre sürekli bir değişme yaşayan toplum iç değişme oluşumlarının denge mekanizması haline gelmesiyle dengesini sürdürür. (Kıray, 2000:19)

Kıray’a göre denge durumunu devam ettiren, toplumdaki çeşitli değerlerin ve kurumların birbirleri ile bağlantısını sürdüren, değişmenin yön ve hızına bağımlı iki oluşum ortaya çıkar. Bu oluşumlar çoğunlukla yapının daha hızlı değişen yönleri ile daha yavaş değişen yönleri arasında oluşan açıklığın (lag) doldurulmasını sağlar, yani bunalım ve çözülmenin önüne geçerler.

Tampon mekanizmalar, değişmenin yarattığı sorunları önleyen çatışmanın önüne geçen, eski ve yeni iki sosyal yapıya da ait olmayan kurumlar, değerler, ilişkiler ve fonksiyonlardır. (Kıray, 2000:19-20)

Tampon kurumlar bir anda ortaya çıkan veya verili bir yapıda değillerdir. Tampon kurumların oluşması için bir zamana ihtiyaç vardır, çok hızlı değişmenin görüldüğü durumlarda tampon kurumlar meydana gelmek için yeterli vakti bulamayabilir yavaş olanda ise tampon kuruma gerek kalmadığından tampon kurumlar orta ölçekli değişmelerde kendini göstermektedir.

Kıray’ın değişen toplum yapısında kadının babayla yabancılaşmış oğul arasında bir tampon görevi yüklediği kadın değişimin kolaylaşmasını sağlamaktadır. Yine köy ve merkezi hükumet arasındaki ilişkiyi kolaylaştıran ve aracı görevi gören muhtar tampon kuruma örnek olarak gösterilebilir.

Kentleşmeyi büyük yapısal değişimin en anlamlı yönü olarak değerlendiren Kıray, kentleşmeye ilişkin değerlendirmelerini feodal toplumlar ve sanayi toplumları ayrımı üzerinden yapar. Feodal ve modern kent arasındaki karşılaştırmayı kullanılan enerji türü, meslek, ekonomi, aile, binaların fiziksel özellikleri, yerleşim şekilleri ve tabakalaşmanın yapısı gibi farklı kriterlere göre yapar. (Avcı, Aksoy, 2017:273)

Kıray’a göre feodal kentin özellikleri şunlardır: şehirler Pazar ve mübadele merkezleridir. Binalar alçak ve sıkışık, üretim insan ve hayvan enerjisiyle sağlanır. Etnik kökene göre mahalleler ayrılmış, çeşitli tabaka veya meslek grupları kentin ayrı yerlerinde yerleşmişlerdir. Ayırmaların katılığına rağmen arazi kullanımında uzmanlaşma ve gerçek bir farklılaşma bulunmamaktadır. Ev iş ayrımı henüz yoktur. Akrabalık bağları önemlidir ve aile yapısı geniş ailedir. Kadın konum olarak erkekten aşağıdadır ve ev dışında önemli bir işleve sahip değildir.

Modern kentte ise mesleki iş bölümü ve uzmanlaşma gelişmiştir. Bireylerin kimliğinin kaynağı iş bölümündeki konumuna göre belirlenir. Şehrin fiziksel yapısı değişmiş geniş yollar ve yüksek binalar ilk göze çarpan değişimlerdir.

Kıray’a göre kentler değişmenin merkezidir ve buna neden olan faktörler de sanayileşme ve teknolojidir. Kentin farklı bölgeleri farklı fonksiyonlar kazanmış ve özellikle idari, ticari, mali fonksiyonlar kentin merkezinde toplanmıştır. Konut alanları ile iş alanları arasındaki geçiş bölgesine ise istenmeyen unsurlar sıkışmıştır. Kentleşme olgusunun bir ileri aşaması şeklindeki metropolitenlerin oluşumu ise sanayi merkezlerinin kent merkezleri dışına alınmasını saçaklanma diye kavramlaştırdığı bir dönüşüm sürecidir.

Türkiye’de tarımda modernleşmenin yavaş olması ve sanayileşme hızının düşük olması gibi nedenler, ‘sahte şehirleşme’ye yol açmıştır. İkinci dünya Savaşı sonrası köylülüğün çözülmesi, hızlı bir şekilde kırdan kente göçüşlerin olması sonucu köylü artık köylü olmamakla birlikte tam olarak kent değerlerine de uyum gösteremediği için kentli de değildir, köyden yeni göçenler daha çok geleneksel hünerlere sahiptir ve bu durum genelde değişime engel olmaktadır. İki nesilden fazla kentte bulunanlar ise daha fazla değişim potansiyeline sahiptir yani sonuç olarak değişim gözlenmemektedir. (Kıray, 2000)

Köylerden kentlere olan hızlı göç dalgaları gecekondulaşmayı da beraberinde getirmiştir. Köyden kente çalışmak için gelenlerin iş alanlarına yakın yerlerde, düşük standartlarda ve ucuz maliyetlerle oluşturduğu gece kondular, modern sanayi toplumu için bir ara form yani tampon mekanizma olarak işlev göstermektedir. (Kaçmazoğlu, 2016)

Kıray’ın Ereğli örneğinde şehirleşme sonucu yaşanan değişimlerde gerginliği azaltan, hızlı ve verimli haberleşmeyi sağlayan, ilişkileri kolaylaştıran kahveler tam gelişmiş şehirlerdeki çeşitli kurumların görevini üstlenerek tampon bir kurum haline gelmiştir. Fakat kahvelerin rolleri geçicidir ve tam şehirleşmiş kurumlar yerleşmeye kadar kahvelerin bu tampon görevleri devam eder. (Kıray, 2000:53)

Kıray toplumsal değişme ve sosyal düzenin sürdürülmesinde aileyi en temel tampon kurum olarak değerlendirmektedir. Türkiye’de sanayileşmeyle 1950’lerden sonra yaşanan hızlı değişim süreçleri aile yapısını da etkilemiştir. Aile değişen ve değişmeyen yanlarıyla organize bir bütündür ve tampon mekanizmalar bu dengenin devamlılığını sağlar. Özellikle anne değişimde aileyi dengeyi tutan, modernleşmenin getirdiği farklılaşma ile yaşanan aile içi geçişlerin en düşük seviyede sorunla atlatılmasını sağlayan bir tampon görevi görmektedir.

Geleneksel aile yapısının değişmesi zihniyeti de değiştirmektedir. Kıray’ın tampon mekanizma olarak gördüğü kız evlada dayanan genişlemiş aile’ ne geleneksel ne de modern toplumların bir kurumudur ve Ereğli örneğinde değişen şartlar neticesinde yaşlılar kız evlatlarının yanında yaşamayı ve güvenliklerini kızları üzerinden sağlamayı düşünmeye başlamışlar bu da kız evlatların statüsünün değişmesine yol açmıştır.

Kıray’ın Ereğli’deki çalışmasının sonuçlarına göre sanayileşme sonrasında geleneksel aile yapısında önemli değişiklikler meydana gelmiş ve eski katı ayrımlar kaybolmaya başlamıştır. Kadın karar verme süreçlerine katılmış ve erkeğin tek otorite olarak kabulü ve kadının geri planda kalması azalmaya başlamıştır. Eğitime verilen önem artmış, kız çocuklarının da erkekler kadar eğitilmesi gerektiğinin farkına varılmıştır. (Avcı, Aksoy, 2017:276-277)

 

Kaynakça:

Avcı, N., Aksoy, E. (2017). Türk Sosyologları, İstanbul:Lisans Yayıncılık.

Kaçmazoğlu, B. (2016). Türk Sosyologları, Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayını.

Kıray, M.B, (2000). Ereğli-Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası, İstanbul:Bağlam Yayınları.

Sosyolog, sen ne düşünüyorsun?