Georg Simmel Sosyolojisi ve Kent

Georg Simmel Sosyolojisi ve Kent

“Bir insan topluluğu bu insanların her biri nesnel olarak belirlenen ya da onları öznel olarak teşvik eden bir yaşam içeriğine sahip oldukları için gelmez bir toplum haline. Ancak bu içeriklerin hayatiyeti karşılıklı etki biçimine bürününce; ancak bir birey bir başkası üzerinde dolaylı ya da dolaysız bir etki yarattığında toplum haline gelir…” (Georg Simmel, 2009)

Georg Simmel sosyolojisindeki nüvelerden birisi “karşılıklı etki” kavramıdır ve bu kavram, söz konusu etkileşimi gerçekleştiren aktörlerin eylemlerinden doğan kesitlerin incelenmesiyle genişleyerek bir sosyoloji akımına dönüşür. Sosyolojinin özelde veya genelde açıklamaya çalışacağı temel nesne/konu “karşılıklı etki”dir (Jung, 2001)

Modern toplumun ilişki ağındaki detaylara inip psikotoplumsal hallere vurgu yapan Simmel; üretim süreçleriyle hiç ilgilenmez, sistem-yapı-kurum kavramları sosyolojisinde ikinci plandadır. Simmel şimdiki zamana eğilir ve toplumu bir sonuç olarak görür. Sosyololoji toplumsal etkileşimi, toplumlaşma biçimlerini ardından da toplumun fenomenolojik yapısını ele almalıdır. Simmel’e göre her fragman her toplumsal kare bir bütün olarak dünyanın bütüncül anlamını açığa çıkarma anlamını taşır. Simmel toplumu bir töz olarak görmekten ziyade öğelerinin (bireylerin) etkileşimi olarak görmekte ve bu etkileşimin sonucu olarak toplumu anlamlandırmaktadır. (Frisby, 2004)

Simmel’in ifadesiyle sosyoloji “İnsanların neler yaşadıklarını ve hangi kurallara göre hareket ettiklerini, zamanla bütünlük içinde, anlaşılabilir bireysel mevcudiyetler geliştirdiklerinde değil, aksine gruplar oluşturdukları ve bu grupsal varoluşları etkileşim sayesinde belirlendiği süreci araştırır. Yani sosyoloji temel toplumsal etkileşim biçimlerini konu etmektedir” (Turner vd., 2010)

Simmel modern ilişkilerden ortaya çıkan yeni ilişki biçimlerini araştırırken kentin kişilikler üzerinde etkilerini inceler. Keza modern yaşamın en önemli sorunu, bireyin kendini ezen bir sosyal ve kültürel düzen içerisinde bağımsızlığını ve bireyselliğini korumak için yapmış olduğu çabalardan doğmuştur. (Yörükan, 2005)

“Metropol ve Zihinsel Yaşam” yazısında Simmel, kent içindeki insanın kırın zıddı davranışlara nasıl her gün uyum sağladığını, kentin doğasının uyuma nasıl zorladığını anlatır.

Alpaslan Yasin Bekar

Trabzon Gazi Anadolu Lisesi'nden mezun oldum, Gazi Üniversitesi'nde lisans düzeyinde sosyoloji öğrenimi görmekteyim. Durkheim'ın, insanlığın işine yaramayacak sosyolojiyi lanetleyişine katılarak doğası gereği sarsıcı (ve bu açıdan denge getirici) olan sosyolojinin layıkıyla yapılmasını hedefliyorum. Çeşitli site, yazarlık ekibinde ve bir karma öykü kitabında başyazarlık yaptım, müstakbel dergimiz Platon'un genel yayın yönetmenliğini yürütüyorum. Gazi (yeni adıyla AHBV) Üniversitesi'nde Sanat ve Felsefe Topluluğu'nun kurucu başkanıyım ve üç yıldır görevimi ifa etmekteyim.

Sosyolog, sen ne düşünüyorsun?